EŞLERDEN BİRİNİN DİĞER EŞİN SES VE GÖRÜNTÜ KAYITLARINI İLGİLİ EŞİN HABERİ OLMAKSIZIN KAYIT ALTINA ALMASININ HUKUKİ BOYUTU
Özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yapıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kavramı kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kavramı kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, sosyal ilişkileri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır.
Kişiye bağlı ve onun kişisel gelişimiyle ilgili olan özel hayatın gizliliği hakkı, evlilikle tamamen ortadan kalkmaz. Tarafların evli olmaları ve aynı konutu paylaşmalarından dolayı birbirlerinin kişisel eşyalarına ve özel yaşam alanına giren hususlara kolayca ulaşabilme imkanına sahip bulunmaları, eşlerin hiçbir sınır olmaksızın birbirlerini sürekli gözetleyebileceği ve denetleyebileceği şeklinde yorumlanamaz.
Ancak, kişinin, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda, örneğin; kendisine karşı işlenmekte olan (cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bir suç söz konusu olduğunda ya da kendisine veya aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen, haksız bir saldırıyı önlemek için, kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyip, yetkili makamlara sunarak güvence altına almak amacıyla, saldırıyı gerçekleştiren tarafın bilgisi ve rızası dışında, özel hayata ait bilgileri okuma, konuşma ve haberleşme içeriklerini veya özel hayata ilişkin ses ve görüntüleri dinleme, izleme ya da kaydetme, kişisel verileri kaydetme, ele geçirme ve yayma eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, esasen bu hallerde kişinin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığından da söz edilemez.
Boşanma davalarında sık sık görülen bir durum olan eşler arasında diğer eşin haberi olmaksızın ses kaydı, görüntü kaydı alınması Yargıtay içtihatlarında genel itibariyle hukuka aykırı kabul edilmişse de delilin hukuka aykırı kabul edilmesi yahut TCK kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal, haberleşme özgürlüğünün ihlali gibi suçların oluşması açısından bu delillerin elde ediliş biçimleri ayrıştırıcı faktör olmaktadır. Bu delillerin elde edilmesi, kullanılması gibi hallerde Yargıtay içtihatlarından yola çıkarak somut olayın içeriğinde göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/13798 K. 2016/2817 T. 24.02.2016:
“Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanığın, resmi nikahlı eşi olan katılanla aralarındaki geçimsizlikten dolayı uzun zamandır fiilen ayrı yaşadıkları dönemde, eşinin sadakatinden kuşkulanarak, ses alma fonksiyonunu açık halde bıraktığı cep telefonunu, katılanın oturduğu evin yatak odasına gizlice yerleştirdiği, daha sonra, cep telefonunu alıp, ses kaydını dinlediğinde, katılanın seslerinin, cinsel ilişki esnasında çıkarılan sesler olduğu düşüncesine kapılarak, katılana mesajlar gönderdiği kabulüne konu olayda,
Olayın oluş şekli, ses kaydının çözümüne ilişkin 31.05.2013 tarihli bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kişiye bağlı ve onun kişisel gelişimiyle ilgili olan özel hayatın gizliliği hakkının, evlilikle tamamen ortadan kalkmayacağı ve evli olmanın eşlere hiçbir sınır olmaksızın birbirlerini sürekli gözetleme ve denetleme hakkı vermeyeceği nazara alındığında, katılanın gün içerisinde, kiminle, niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları ortaya çıkarma ve onu sürekli denetimi altında tutma amacını taşıyan sanığın, katılanın özel yaşam alanındaki sesi ve konuşmalarını gizlice kaydetmesi eyleminin TCK’nın 134/1-2. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğuna dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/5492 K. 2022/2035 T. 16.03.2022:
“Sanık …’ın, 13.09.2007 tarihinde ortak konutu terk eden ve 10.10.2007 tarihinde şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açan mağdur eşi … tarafından aldatıldığını düşünerek, eşi ile başkası arasında gayrimeşru bir ilişki olup olmadığını tespit etmek amacıyla, eşinin kullandığı aracın oto koltuğuna, onun bilgisi dışında, 30 saat aralıksız kayıt yapabilen ses kayıt cihazı yerleştirerek, eşinin başka kişilerle yaptığı telefon görüşmelerini rızası olmaksızın kaydetmesi biçiminde sübut bulan eyleminden dolayı TCK’nın 132/1. madde ve fıkrasının 2. cümlesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu zincirleme şekilde işlediğine dair yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2012/24025 K. 2013/13424 T. 14.05.2013:
“Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, eşi olan katılanın sadakatinden kuşkulanan ve başka bir kadınla aldatıldığını düşünen sanığın, katılanın bayan arkadaşının oturduğu konutun anahtarlarını gizlice temin ettikten sonra, habersizce bu eve girip, ileride açacağı boşanma davası için delil elde etmek amacıyla, yatak odasındaki yatağın altına koyduğu akü ile beslenen mikrofonlu ses kaydedici ve yatak odasında bulunan uydu alıcısının açma kapama düğmesini sökerek yerleştirdiği kamerayla katılanın özel hayatına ilişkin ses ve görüntülerini kaydettiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin sanığın suç kastının bulunmadığına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine”
Aksi yönde karar;
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2017/12189 K. 2018/9465 T. 10.10.2018:
“B) Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
1- Resmi nikahlı eşi olan katılan …’in cep telefonunu sessiz seçeneğinde bırakıp, son arama ve mesaj listelerini silmesi gibi nedenlerle sadakatinden kuşkulanan ve aldatıldığını düşünen sanık …’in, henüz boşanma davası açılmadığı ve katılanla fiilen birlikte yaşadıkları dönemde, katılanla ortak kullandıkları araca ses kayıt cihazı yerleştirip, katılanın başka bir erkekle samimi şekilde görüşmesine ilişkin özel konuşmalarını gizlice kaydettiği iddia ve kabulüne konu olayda;
Şikayete konu ses kayıtlarını, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, daha sonra açacağı boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının, katılanın güven sarsıcı olumsuz tutum ve davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı anlaşıldığından, sanığın görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı CMK’nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanık hakkında mahkkumiyet hükmü kurulması,” bozma sebebi kabul edilmiştir.
Bahçeşehir Avukatlık Büromuzda hizmet vermekteyiz. Detaylı bilgi almak için iletişim kısmından ulaşım sağlayabilirsiniz.
Yazar: Avukat Begüm Gülberk VAROL
