İSTİSNAİ VE ÖZEL BİR KAMULAŞTIRMA YÖNTEMİ OLARAK: ACELE KAMULAŞTIRMA
Kamu hizmetlerini yerine getirmekle görevli olan idarenin, gelişen nüfus ve teknolojik etkenler nedeniyle taşınır ve taşınmaz mallara olan gereksinimi günümüzde artış göstermektedir. İdare bu gereksinimlerini her zaman kendi malları üzerinden değil kimi zaman özel mülkiyete tabi mallar üzerinden karşılamaktadır. Kamu hizmetlerinin kamu yararı adına yapıldığı düşünüldüğünde idare kendi mülkiyetine geçirmek suretiyle bu gereksinimleri karşılayabilmektedir.
1982 Anayasası’nın 35. Maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı sebebiyle sınırlanabileceği düzenlenmiştir. Buna bağlı olarak Anayasa’nın devamında yer alan 46.maddede mülkiyet hakkını sınırlandıran veya tamamen ortadan kaldıran bir durum olarak “Kamulaştırma” yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nda, olağan ve olağan dışı kamulaştırma halleri düzenlenmiştir. Bu haller, kanunun 26.maddesinde yer alan “Trampa Yolu ile Kamulaştırma”, 12.maddesinde “Kısmen Kamulaştırma” ve 27.maddesinde düzenlenen “Acele Kamulaştırma” istisnai (olağanüstü) kamulaştırma halleri olarak yer almaktadır. Durumun ehemmiyeti ve bahse konu kamu yararının derhal gerçekleştirilmesi gerektiğinde acele kamulaştırmadan söz edilecektir.
2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu Tasarısı Gerekçesinde bu maddenin konuluş amacı; Acele ve istisnai hallerde, kanunun önceki hükümlerine uyulması çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi, kamunun büyük zararlara uğraması da muhtemel olabilir. Maddede belirtilen şartların varlığına bağlı olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemler sonraya bırakılarak, maddede öngörülen süre ve şekille taşınmaza el konulmasını özel bir biçimde düzenlenmiştir.
Acele kamulaştırma müessesine, kamulaştırma işleminin tamamlanmasını beklemekle sorunların meydana çıkabilme ihtimali olan durumlarda başvurulmaktadır. Acele kamulaştırma yapılabilecek haller Kamulaştırma Kanunu’ nun 27. Maddesinde düzenlenmiştir. Sıralayacak olursak;
- 3634 Sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunun uygulanacağı yurt savunması hallerinde,
- Aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde,
- Özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda, acele kamulaştırma yapılabilir.
3634 sayılı kanun kapsamında bahsedilen halleri açıklamak gerekirse; seferberlik ve savaş hali ile bu hallerin henüz ilan edilmemiş olduğu ancak savaşı gerektirebilecek bir durumun meydana geldiği gerginlik ve kriz dönemlerinde yapılacak seferberlik hazırlıkları ile kıtaların toplanması esnasında, alelade vasıtalarla temin edilemeyen bütün askeri ihtiyaçları veya hizmetleri bu Kanun hükümleri dairesinde vermeye veya yapmaya her şahıs borçludur.
Böylece savaşı gerektirebilecek durumun varlığı acele kamulaştırmanın sebebini oluşturmakta ve acele kamulaştırma yapılması ile de amaç gerçekleşmektedir.
Bakanlar kurulunca “Aceleliğine” karar verilecek haller; acele kamulaştırma yapılabilmesi için acelelik kavramının mahiyetinin ve sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. Kavram, sübjektif olarak değerlendirilebileceğinden bu hususta Bakanlar Kuruluna tanınan yetki hakkında açıklama yapmak gerekmektedir. Acele kavramı hızlı yapılan, tez, ivedi anlamlarına gelmektedir. Hukuki anlamda Acil kavramı bazı kurallara istisna ve özgürlüklere kısıtlama getirmektedir. Bu sebeple hem olası muhtemel bir tehlikeyi hem de ağır ve ani tehdit halini devamında giderilmesi güç bir zarar doğuracak halleri kapsaması gerektiği kabul edilmektedir. Acelelik kavramı belirsiz olduğundan bu konuda Bakanlar Kuruluna takdir yetkisi tanınmıştır. Acele kamulaştırma yapılabilmesi için kamu hizmeti için taşınmaza acil gerekliliğin olduğu mutlak şekilde ortaya konulmalıdır. Bunun yanında gerçekleşmesi planlanan kamu yararının, olağanüstü bu hali uygulamaya gerekli olması gerekmektedir.
Bakanlar kurulunun, son dönemlerde, kentsel dönüşüm, enerji, turizm, kentsel yenileme gibi kamu hizmeti konularında acele kamulaştırma kararı verdiği görülmektedir;
“Gaziantep İli, Şahinbey İlçesinde yürütülen kentsel dönüşüm projesi kapsamında ekli listede ada ve parsel numaraları gösterilen taşınmazların Şahinbey Belediyesi tarafından acele kamulaştırması; İçişleri Bakanlığının 23.08.2012 tarihli ve 22218 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 10.09.2012 tarihinde kamulaştırılmıştır.”
“İstanbul İli, Fatih İlçesinde yürütülen kentsel yenileme projesi kapsamında ekli listede bulundukları mahalle ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Fatih Belediyesi tarafından acele kamulaştırılması; İçişleri Bakanlığının 16.08.2012 tarihli ve 21879 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 10.9.2012 tarihinde kararlaştırılmıştır.”
Acele kamulaştırmanın konusundan bahsetmek gerekirse; yalnızca özel mülkiyete tabi olan taşınmazlar üzerine kamulaştırma yapılabilmektedir. Özel hukuk gerçek ve tüzel kişileri üzerinde bulunan taşınmazlar kamulaştırılırken kamu tüzel kişilerine ait kamu malı taşınmazlarının kamulaştırılamayacağı açıktır. Bu aşamada bir belirsizlikten söz etmek gerekirse; acaba kamu tüzel kişisine ait özel bir malın başka bir kamu tüzel kişisi tarafından kamulaştırılması mümkün müdür? 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 30. Maddesinde “Kamu tüzel kişilerinin ve kurumlarının sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakları diğer bir kamu tüzel kişisi veya kurumu tarafından kamulaştırılamaz.” denilerek özel mal – kamu malı ayrımı yapılmadan kamu tüzel kişilerinin ve kurumlarının taşınmaz mallarının kamulaştırılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Bir diğer husus kamulaştırmaya yalnızca taşınmaz malların konu olabileceğidir. Özel hukuk gerçek ve tüzel kişilerine ait taşınır mallar kamulaştırmanın konusunu oluşturmamaktadır.
Özel hukuk gerçek ve tüzel kişisine ait bir taşınmaz malın bir kısmının kamulaştırılmaya tabi olacağı gibi tamamının kamulaştırılabilmesi de mümkündür. Eğer taşınmazın bir kısmının kamulaştırılması kamu yararı gayesini sağlıyorsa tamamının kamulaştırılması hukuka aykırı olacaktır.
Kamulaştırma halinde taşınmazın bir kısmının kamulaştırılmasına kısmi kamulaştırma denilmektedir. Kısmi kamulaştırma neticesinde taşınmaz malın kalan kısmının değerinde azaltma, artma meydana gelebileceği gibi kalan kısmın tamamının kullanılamaz hale gelmesi de mümkündür. Kısmi kamulaştırma sonucu taşınmazın kalan kısmında değer kaybı gerçekleştiği durumda bu değer kaybının miktarı belirlenerek kamulaştırma bedeline eklenir. Taşınmazın kalan kısmında değer artışı meydana gelmiş ise, artış miktarı tespit edilerek kamulaştırma bedelinden çıkarılmaktadır. Ancak bir uyarıda bulunmak gerekirse yapılan bu düşürme kamulaştırma bedelinin %50 sinden fazla olamaz.
Kamulaştırma yapıldıktan sonra geride kalan kısım, imar mevzuatına göre kullanıma elverişli olduğu takdirde, kesilen bina, kanalizasyon, su, elektrik, havagazı kanalları gibi tesislerden mal sahiplerine kalacak olan kısım eski nitelikleri ile kullanılabilecek duruma getirilebilmeleri için gereken gider belirlenerek kamulaştırma bedeline eklenir.
Taşınmazım bir kısmının kamulaştırılması durumunda kalan kısım mal sahibi açısından kullanıma elverişli hale getirilemeyecek durumda ise, yapılan kamulaştırılma işlemine karşı idari yargıda dava açılmayan hallerde mal sahibinin kamulaştırma karanının tebliğinden itibaren en geç 30 gün içinde yazılı başvurusu üzerine kalan kısmın da kamulaştırılması zorunlu hale gelmektedir.
Konu bakımından incelenmesi gereken bir başka husus, idare kamulaştırma amacıyla taşınmaz üzerinde irtifak hakkı kullanması yeterli iken, irtifak hakkı tesis etmeyip, taşınmaz malın kamulaştırılması yoluna gitmesi de işlemi konu unsuru bakımından hukuka aykırı kabul edecek ve iptali gündeme gelecektir.
Kamulaştırma işleminin temel amacı kamu yararının gözetilmesidir. Kamu yararı amacı güdülmeden yapılan bir kamulaştırma işlemi amaç bakımından hukuka aykırı kabul edileceğinden ötürü işlemin kamu yararı saiki ile yapılıp yapılmadığı detaylıca incelenmelidir.
Acele kamulaştırma davası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında yer alan delil tespitine ilişkin usulleri çerçevesinde görülür. Acele kamulaştırma ve el koyma kararını alan idare, bu kararı icraya koymadan önce mal sahibi ile anlaşmaya varıp, söz konusu taşınmazı satın alma yoluna gidecektir. Bu aşamada taraflar arasında uzlaşma sağlanırsa kararlaştırılmış olan bedel ödenerek kamulaştırma işlemi sonlandırılmış olacaktır.
İdare ile mal sahibi arasında taşınmazın kamulaştırılmasına dair uzlaşma sağlanamadığı takdirde idare tarafından, “Kamulaştırma Bedelinin Tespit ve Tescil” davası açılmalıdır. Bu hususta Yargıtay’ın almış olduğu kararda;
“Acele el koyma kararından sonra 6 aylık makul süre içinde bedel tespiti ve tescil davası açılmaz ise; taşınmaz malikinin kamulaştırmasız el atma davası açma hakkı vardır…” diyerek taşınmaz malikinin yargı yoluna başvuru hakkını açık ve net olarak hükme bağlamıştır.
Acele kamulaştırma kapsamında taşınmaz için belirlenecek kamulaştırma bedeli mahkeme tarafından tespit edilecektir. Bu bedel mahkemenin taşınmaz sahibi adına bankada açılmış olan hesaba idare tarafından yatırılmaktadır. Bu aşamada mahkemenin yaptığı işlem taşınmazın bedelinin tespitinden ibarettir. Taşınmazın tescili bakımından mahkeme işlem yapmayacaktır. İdare tarafından söz konusu kamulaştırma bedeli bankaya yatırıldıktan sonra bu işlemi belgeleyen makbuzları da mahkemeye sunulmaktadır. Acele el koyma işleminden sonra taşınmaz sahibine gerekli tebligat yapılmaktadır. Ardından mal sahibi tapuya giderek ferağ vererek, idare tarafından kamulaştırma bedeli aldığı an kamulaştırma işlemi kesinleşmiş olmaktadır. Ancak uygulamada sık karşılaşılan bir durum olarak mal sahibi tarafından bedelin az bulması halinde tapuda ferağ verilmeyecektir. Tapuda ferağ verilmemesi üzerine idarece kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açılmaktadır. Makul süre içerisinde idare tarafından Bedel Tespit ve Tescil davası açılmadığı takdirde mal sahibi kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat davası açma hakkına sahip olacaktır. İdarece kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmak için Yargı içtihatlarında belirlenmiş olan makul süre 6 aydır. Acele Kamulaştırma davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise bedele bakılmaksızın taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.
Bahçeşehir Avukatlık Büromuzda hizmet vermekteyiz. Detaylı bilgi almak için iletişim kısmından ulaşım sağlayabilirsiniz.
Yazar: Avukat Begüm Gülberk VAROL
